eskisehirx.com
EskisehirX.com | Şehre dair ne varsa

Sanal Kazanmışlık

Bu yazıyı paylaşın :

Hafta sonunu bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine 4. sezonu beklenen Black Mirror dizisinin ilk üç bölümünü göz açıp kapayıncaya kadar izledim. Dizinin her bölümünün yönetmeni, senaryosu ve oyuncuları birbirinden farklı olarak kurgulanmış. Bölümleri birbirine bağlayan tek ortak nokta, teknolojinin sosyal yaşamlar üstündeki etkileri ve bu etkilerin sonuçları.


Teknoloji ve sosyal medya üzerine bugüne kadar çok fazla şey yazıldı, konuşuldu ve bu konuda yazılıp çizilmeye elbette devam edilecektir. Ben de ilk iki sezon 3, 3. sezon da 7 bölüm teknoloji alınca doz aşımından konuyu sizinle paylaşmak istedim.

 

Her bölüm birbirinden etkileyici ve sürükleyici dizinin, beni en etkileyen bölümü 3. sezonun 1. bölümü oldu. Bu bölümde teknolojinin insanların hayatlarına nasıl egemen olduğu, hayatlarını nasıl yönettiği anlatılıyor.


Anlatılan hikayede, insanların yaşamlarını devam ettirmeleri için bir puanlama sistemi kuruluyor ve 5 üzerinden yapılan puanlamaya göre sosyal sınıfları belirleniyor. Sosyal sınıflarına göre evleri, arabaları, işleri, günlük tüm aktiviteleri düzenleniyor. Sosyal medya hesapları ve günlük yaşamları puanlanan insanlar, sadece iyi puan alabilmek için yaşıyorlar. Birbirini hiç tanımayan insanların teknoloji sayesinde birbirinin adını, yaşını görebildikleri sistemde, günün her anında puanlama yapabiliyorlar.

 

Dayatılan düzende, market alışverişi sırasında sadece bozuk parası olmadığı için biri, kasiyer tarafından düşük puanla cezalandırılabiliyor. Bu düzende insanların parası olsa bile puanı yeterli değilse istediği evi, arabayı alamıyor ya da istediği yerde yemek yiyemiyor. İyi puan alabilmek için birbirlerine aslında hissetmedikleri duyguları ifade eden insanlar, gerçek ve samimi iletişim kuramıyorlar.


Gittikçe yalnızlaşan ve asosyal hayatlar yaşamaya başlayan bireylerin kaçınılmaz dibe vuruşlarının anlatıldığı hikaye, aslında bugün yaşadığımız sosyal medya fenomeni olma durumunun bir sonraki evresini anlatıyor.


Bugün de sosyal medyada yaşanan durum, geleceğin habercisi gibi apaçık karşımızda duruyor. Bu konunun uzmanı olmadığım için ahkâm kesmeyeceğim fakat kullanıcı olarak da her gün yaşadığımız ya da karşılaştığımız durumların benzeri değil mi aslında? Fotoğrafımızın ya da yaptığımız herhangi bir paylaşımın beğenilmesi, kabul görmesi ve aldığımız beğenilerin fazlalığı bizleri içten içe memnun etmiyor mu?

 

Sanal beğeniler, bir şeyler başarmışlık algısı olarak, zihinlerimizde yer edinmiyor mu? “Sanal kazanmışlık” algısı yaşamlarımıza geri döndüğümüzde yüzleştiğimiz hayatlarımızdan farklı değilse yani gerçeklerle yüzleşince şiddetli baş ağrısına sebep olmuyorsa henüz korkulacak vakit gelmemiş demektir. Baş ağrısı mide bulantısıyla son buluyorsa işte o zaman kara ekranlar, hepimize musallat olmuştur.

 

Lafı fazla uzatmadan sosyal medyaya ve teknolojiyle ilgiliyseniz kesinlikle izlemenizi önereceğim bir dizi “Black Mirror”. Günlere yayarak izlemenizi tavsiye ederim çünkü birden izlenince bünyede doz aşımına neden olabiliyor.  Bu arada diziyi öneren Ni’ciğime teşekkürler…

 

Sevgilerimle